
Hayatın içinde bazı insanlar vardır; adını duyduğunuzda yüzünüzde bir tebessüm belirir, kalbinizde sıcak bir his uyanır. İşte Ömer Emiroğlu, namıdeğer Frenci Ömer, tam da böyle bir insandır.
Çocukluğunda yaptığı afacanlıklarla köy halkının hafızasına kazınmış, evin içinde neşesiyle, köy meydanında şakalarıyla unutulmaz bir iz bırakmıştır. O günlerin hatırası hâlâ anlatılır; çünkü Ömer’in yaramazlıkları bile sevgiyle yoğrulmuştu.
Bugün ise adı sadece bir meslekle değil, insan sevgisiyle markalaşmış durumda. Yaşadığı bölgede herkesin tanıdığı, herkesin gönlünde ayrı bir yeri olan biridir. Onu bilenler, cesaretini de yufka yüreğini de aynı anda görür. Karadenizli olmanın o kendine has coşkusunu taşırken, hanımköylü duruşuyla da ailesine bağlılığını gösterir.
Üç pırlanta gibi kızın babasıdır Ömer. Onların gözünde kahraman, dostlarının gözünde vefalı bir kardeş, çevresinin gözünde ise güvenin ve dayanışmanın sembolüdür. Cesurdur; ama bir bakışta yumuşayan, bir dokunuşta şefkatini hissettiren bir kalbi vardır.
Doğaya, insana ve hayvana duyduğu sevgi, onun yaşam felsefesinin özüdür. Yardımlaşmayı, dayanışmayı sadece sözle değil, her davranışıyla gösterir. Bu yüzden adı geçtiğinde, insanlar sadece bir ustayı değil, bir gönül insanını hatırlar.
Ama Ömer’in yüreği sadece insanlara değil, doğada sessizce yaşayan hayvanlara da açıktır. Kaderine terk edilmiş canları bulmak için özel aracıyla yolları arşınlar. Mama, kemik, et, su…Ne bulursa kendi imkânlarıyla temin eder ve onlara ulaştırır. Boş zamanını eğlencelere değil, bu sessiz dostlara ayırır. Onun için en büyük mutluluk, bir hayvanın karnının doyması, bir gözün umutla parlamasıdır.
Frenci Ömer… Ömer Emiroğlu… Bazen bir lakap, bir insanın hayatını özetler. Onun adı, sadece bir işin değil; dostluğun, sevginin, cesaretin ve yufka yürekliliğin adı olmuştur.
Saygılarımla...Özden DEMİRCİ