whatsapp
Prof. Dr. Harun Demirkaya
Prof. Dr. Harun Demirkaya

Enflasyon Düşüyor, Hayat Neden Ucuzlamıyor?

Ekonomi yönetimi açısından bakıldığında güzel bir haber var: Enflasyon düşüyor.
TÜİK'in açıkladığı Ağustos 2026 verilerine göre yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,51'e geriledi. Aylık artış ise yüzde 1,84 oldu.

23 Eylül 2026 Saat: 00:42
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 156 kez okunmuştur

Peki vatandaş bu düşüşü hayatında hissediyor mu? İşte asıl soru bu.

Çünkü enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Fiyatların daha önceki kadar hızlı artmaması anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle, fiyatlar artmaya devam ediyor; yalnızca artışın hızı yavaşlıyor. Vatandaşın cebinden çıkan para ise büyüyor. Üstelik vatandaşın günlük hayatını doğrudan ilgilendiren kalemlerde tablo daha da ağır.

 

Yıllık gıda enflasyonu yüzde 33,79.

Ulaştırma yüzde 35,08.

Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar yüzde 39,77.

Hizmetlerde yıllık artış yüzde 40,28.

 

Yani vatandaşın bütçesinin en büyük bölümünü götüren harcamalarda hayat hala pahalılaşıyor.

O halde “Enflasyon düşüyor” cümlesi neden vatandaşta beklenen karşılığı bulmuyor?

Çünkü vatandaş enflasyon oranıyla yaşamıyor. Fiyatla yaşıyor.

 

Markete girdiğinde enflasyon oranını değil, etiket fiyatını görüyor. Pazara gittiğinde TÜFE'yi değil, filesinin ne kadar dolduğunu hesaplıyor. Kirayı öderken çekirdek enflasyonu düşünmüyor. Elektrik ve doğal gaz faturası geldiğinde istatistiklere değil, hesabındaki paraya bakıyor. Ekonominin gerçeği tam da burada başlıyor.

 

Enflasyonun yüzde 31,51'e düşmesi elbette önemsiz değildir.

Ancak yüksek enflasyon dönemlerinde oluşan fiyat seviyesinin ne kadar yükseldiğini de hesaba katmak gerekir. Bir ürünün fiyatı bir yıl yüzde 50, sonraki yıl yüzde 30 arttığında, ikinci yıl enflasyon düşmüştür. Ama o ürün ucuzlamamıştır. Tam tersine, fiyatı iki yıl öncesine göre çok daha yüksektir.

Vatandaşın “Hayat neden ucuzlamıyor?” sorusunun cevabı işte burada saklıdır. Enflasyon düşebilir; hayat pahalılığı bir süre daha devam edebilir. Çünkü geçmişteki yüksek fiyat artışları fiyatların üzerine kalıcı olarak yazılmıştır. Bu nedenle vatandaşın beklediği yalnızca enflasyonun düşmesi değildir.

Beklediği, gelirinin fiyatları yeniden yakalamasıdır.

 

Dünyayla kıyasladığımızda tablo daha da çarpıcı. Euro Bölgesi'nde Ağustos 2026 yıllık enflasyonu yüzde 3,3 olarak tahmin edildi. Türkiye'de ise yüzde 31,51. Euro Bölgesi'nde gıda, alkol ve tütün fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 1,2 seviyesinde kaldı. Bu fark sadece ekonomik bir gösterge değildir.

Bu fark, sofradaki farktır. Kira öderken hissedilen farktır. Markette, pazarda, ulaşımda hissedilen farktır. Emeklinin, asgari ücretlinin ve sabit gelirlinin bütçesinde büyüyen açıktır.

 

Bu nedenle ekonomi yönetiminin bundan sonraki hedefi yalnızca enflasyon oranını düşürmek olmamalıdır. Enflasyon düşerken satın alma gücü de yükselmelidir. Çünkü vatandaşın gerçek beklentisi yüzde kaçlık bir enflasyon olduğu değildir. “Bu maaşla nasıl yaşayacağım?” sorusunun cevabıdır.

 

Bir emekli, ayın son haftasını borçlanmadan geçirebiliyorsa…

Bir asgari ücretli, çocuğunun ihtiyacını düşünmeden karşılayabiliyorsa…

Bir aile, market arabasını hesap makinesi gibi kullanmak zorunda kalmıyorsa…

 

İşte o zaman ekonomik iyileşme vatandaşın hayatına ulaşmış demektir.

Ekonominin başarısı sadece grafiklerde değil, mutfakta ölçülür. İstatistikler önemlidir. Ama istatistiklerin nihai amacı insan hayatını anlatmaktır. Bugün bize “Enflasyon düşüyor” deniyor.

Vatandaş ise haklı olarak başka bir soru soruyor: “Peki benim hayatım ne zaman ucuzlayacak?”

Ekonomi yönetiminin bundan sonraki en önemli sınavı, işte bu soruya vereceği cevaptır.

YORUMLAR

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Yedincigün Haber Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Gıda Krizi: Zaman Kaybetme Lüksümüz Yok23 Eylül 2026 Saat: 00:59
Türkiye’de gıda fiyatları pazarda, markette ve mutfakta el yakmaya devam ediyor.
TÜİK verilerine göre Ağustos 2026’da gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık fiyat artışı yüzde 33,79 olarak gerçekleşti. Bu oran, genel enflasyonun da üzerinde.
Bir Annenin “Düzelmez” Sözü Üzerine7 Eylül 2026 Saat: 10:10
Gençlerin işsiz kalmasına, umudunu yitirmesine, insanların etten vazgeçmesine, emeklilik hayalinin uzaklaşmasına alışmak. Ve sonunda bütün bunları ülkenin kaderi sanmak.
Oysa Türkiye'nin kaderi bu olamaz, olmamalıdır.
Yapay Zeka Devleti Küçültüyor6 Eylül 2026 Saat: 16:01
Yapay Zeka Çağı. Yapay Zeka Çağı'nda değişecek olan yalnızca fabrikalar, şirketler ya da meslekler değil; devletin kendisi olacaktır.
YOKSULLUĞA ALIŞMAK18 Ağustos 2026 Saat: 15:13
Eskiden yoksulluk sıra dışıydı. Yoksul insanlar elbette vardı; ancak yoksulluk, toplumun kolayca kabulleneceği sıradan bir hayat biçimi değildi. Devletin temel sorumluluklarından biri de yoksulluğu azaltmak, insanların insanca yaşayabileceği koşullar
PKK Silah Bırakınca Geride Ne Kalacak?13 Ağustos 2026 Saat: 12:49
Türkiye'deki silahlı yapının sona ermesi önemli olmakla birlikte, Suriye'deki PKK bağlantılı yapılanmaların ve Irak'taki örgütsel altyapının ve İran PKK’sının feshi gerçekleşmeden, sorun çözüldü demek mümkün değildir.
Tüm Yazıları
Yukarı ↑