Eskiden yoksulluk sıra dışıydı. Yoksul insanlar elbette vardı; ancak yoksulluk, toplumun kolayca kabulleneceği sıradan bir hayat biçimi değildi. Devletin temel sorumluluklarından biri de yoksulluğu azaltmak, insanların insanca yaşayabileceği koşullar
Türkiye'deki silahlı yapının sona ermesi önemli olmakla birlikte, Suriye'deki PKK bağlantılı yapılanmaların ve Irak'taki örgütsel altyapının ve İran PKK’sının feshi gerçekleşmeden, sorun çözüldü demek mümkün değildir.
Üniversite tercih dönemi, milyonlarca gencin geleceğine yön vermeye çalıştığı kritik bir zaman dilimidir. Ne var ki bu dönem, çoğu zaman yalnızca puanların, sıralamaların ve üniversite isimlerinin konuşulduğu teknik bir süreç haline gelmektedir.
Türkiye cumhuriyetin ilk 15-20 yılı hariç, bu güne değin güvenlik sorunlarını, ekonomik krizleri, siyasi kutuplaşmaları, darbeleri, terör olaylarını ve doğal afetleri yaşadı.
Türkiye son yıllarda yalnızca genç nüfusunu değil, en nitelikli insan kaynağını da kaybetme riskiyle karşı karşıya. Üstelik bu kayıp artık bireysel tercihlerden çok toplumsal bir eğilime dönüşmüş durumda.
Bazı tarihler, milletlerin hafızasına kazınır ve nesilden nesile aktarılır. 20 Temmuz 1974 de işte böyle bir tarihtir. O gün Türkiye Cumhuriyeti Devleti, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkını kullanarak, Kıbrıs Türk halkının can güvenl
Bazı zararlar vardır ki rakamlarla ölçülemez. Yıkılan bir bina yeniden yapılabilir, kaybedilen para yeniden kazanılabilir. Ancak devletin kurumlarına, hukuka ve toplumun birbirine duyduğu güvene verilen zararların telafisi bazen bir neslin ömrünü alı
Geçenlerde bir marketin kasap reyonunda verdiğim siparişin hazırlanmasını beklerken orta yaşlı bir kadın dikkatimi çekti. Üzerindeki eski giysiler, yüzündeki yorgunluk ve konuşurken sesindeki çekingenlik, hayatın ona uzun zamandır cömert davranmadığı
Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en önemli demografik kırılmalarından birini yaşamaktadır. TÜİK verilerine göre 2000 yılında 2.53 olan toplam doğurganlık hızı 2002’den itibaren azalma trendine girerek, 2016’da 2.11’e düşmüş, 2018’de ise nüfusun yenileme
Kötü yönetiliyoruz. Yönetilemiyoruz; aslında freni patlamış kamyon hızıyla kargaşaya sürükleniyoruz. Yani Türkiye'de EKONOMİK KRİZ DEĞİL, YÖNETİM KRİZİ var.