whatsapp
Prof. Dr. Harun Demirkaya
Prof. Dr. Harun Demirkaya

Önce Liyakat Kırılır (15 Temmuz’a Atfen)

Bazı zararlar vardır ki rakamlarla ölçülemez. Yıkılan bir bina yeniden yapılabilir, kaybedilen para yeniden kazanılabilir. Ancak devletin kurumlarına, hukuka ve toplumun birbirine duyduğu güvene verilen zararların telafisi bazen bir neslin ömrünü alı

17 Temmuz 2026 Saat: 09:55
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 453 kez okunmuştur

FETÖ'nün Türkiye'ye verdiği zarar, 15 Temmuz gecesinin çok ötesindedir. Asıl tahribat, yıllarca devletin kılcal damarlarına sızarak liyakatin yerine aidiyeti koymasında yatmaktadır. Kaybedilen yalnızca kurumlar değil, devletin kurumsal hafızası ve toplumsal güvendir.

Bir devleti ayakta tutan üç temel sütun vardır: liyakat, hukuk ve güven. Bunlardan biri sarsılırsa devlet yara alır, üçü birden zarar görürse toplum ağır bir bedel öder.

FETÖ'nün en büyük zararı, kamu yönetiminin temel ilkesi olan liyakat sistemini tahrip etmesidir. Devlet kadrolarına bilgi ve ehliyete göre değil, aidiyete göre yerleştirme yapılması, yalnızca hak eden insanların mağduriyeti anlamına gelmez; aynı zamanda devletin karar alma mekanizmalarının da zayıflaması demektir. Bir sınav sorusunun çalınması, yalnızca bir kişinin hakkının yenilmesi değil, devlete hizmet edecek en yetenekli insanların engellenmesidir. Bunun bedeli ise yoksullaşmış bir toplum ve kaybedilmiş bir gelecektir.

Hukuk sisteminde açılan yaralar da derindir. Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalarda yaşanan hukuksuzluklar, toplumun adalete olan inancını sarsmıştır. Hukukun yara aldığı yerde, devlete duyulan güven de zedelenir.

Türk Silahlı Kuvvetleri de bu süreçten ağır biçimde etkilenmiştir. Yıllarca süren operasyonlar ve 15 Temmuz hain darbe girişimi, Türkiye'nin güvenlik mimarisinin yeniden inşa edilmesini zorunlu kılmıştır. Milletin Meclisi'nin bombalanması ve yüzlerce insanımızın hayatını kaybetmesi, tarihimizin en acı sayfalarından biri olarak hafızalara kazınmıştır.

Belki de en ağır tahribat, toplumsal güvenin kaybıdır. Bugün insanlar, "Kime güveneceğiz?" sorusunu sormaktadır. Güven, en az ekonomik sermaye kadar değerlidir. Güçlü devletlerin temelinde, vatandaşların birbirlerine ve devletlerine duydukları güven vardır.

Bu acı tecrübe bize önemli bir ders vermiştir: Hiçbir yapı, hiçbir cemaat, hiçbir siyasi aidiyet; hukukun, liyakatin ve millet iradesinin üzerinde olamaz. Devletin sahibi millettir; devlet kadrolarının tek ölçüsü ise ehliyet ve liyakat olmalıdır.

Bir daha aynı acıları yaşamamak için kamuya giriş ve terfilerde liyakat esas alınmalı, sınav ve mülakat süreçleri şeffaf ve denetlenebilir hale getirilmelidir. Kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti güçlendirilmeli, devlet içinde denetlenemez hiçbir alan bırakılmamalıdır. Rotasyon ve süre sınırlamalarıyla kapalı kadrolaşmaların önüne geçilmeli, kişilere bağlılık yerine ilkelere bağlılık anlayışı demokratik eğitimle güçlendirilmelidir. Ayrıca devletin hafızası korunmalı, geçmişte yaşanan hukuksuzluklar unutulmadan akademik ve hukuki olarak incelenmelidir.

Unutmamalıyız ki devletler bir günde yıkılmazlar. Önce liyakat kırılır. Sonra hukuk yara alır. En sonunda millet birbirine olan güvenini kaybeder. İşte o gün kaybedilen yalnızca bir kurum ya da bir iktidar değil; kaybedilen devlettir.

 

 

 

 

YORUMLAR

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Yedincigün Haber Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Nepotizmden Kurumsal Çöküşe3 Ekim 2026 Saat: 18:50
Nepotizm, en basit anlamıyla akraba ve yakınların liyakat yerine kişisel ilişkiler temelinde kayırılmasıdır. Siyasette nepotizm ise akrabalık ilişkilerinin yanı sıra parti aidiyeti, hemşehrilik, arkadaşlık ve kişisel bağlılık gibi unsurların kamu gör
Azınlık Anomisi: Gemisini Kurtaran Kaptanlar29 Eylül 2026 Saat: 11:21
Bu sınırlar aşınmaya başladığında sosyolojinin bir kavramı karşımıza çıkar: Anomi.
Anomi, en basit ifadeyle, toplumda ortak değerlerin, normların ve kuralların bağlayıcılığını kaybetmesi durumudur.
Gıda Krizi: Zaman Kaybetme Lüksümüz Yok23 Eylül 2026 Saat: 00:59
Türkiye’de gıda fiyatları pazarda, markette ve mutfakta el yakmaya devam ediyor.
TÜİK verilerine göre Ağustos 2026’da gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık fiyat artışı yüzde 33,79 olarak gerçekleşti. Bu oran, genel enflasyonun da üzerinde.
Enflasyon Düşüyor, Hayat Neden Ucuzlamıyor?23 Eylül 2026 Saat: 00:42
Ekonomi yönetimi açısından bakıldığında güzel bir haber var: Enflasyon düşüyor.
TÜİK'in açıkladığı Ağustos 2026 verilerine göre yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,51'e geriledi. Aylık artış ise yüzde 1,84 oldu.
Bir Annenin “Düzelmez” Sözü Üzerine7 Eylül 2026 Saat: 10:10
Gençlerin işsiz kalmasına, umudunu yitirmesine, insanların etten vazgeçmesine, emeklilik hayalinin uzaklaşmasına alışmak. Ve sonunda bütün bunları ülkenin kaderi sanmak.
Oysa Türkiye'nin kaderi bu olamaz, olmamalıdır.
Tüm Yazıları
Yukarı ↑