whatsapp
Prof. Dr. Harun Demirkaya
Prof. Dr. Harun Demirkaya

Beyin Göçü Değil Umut Göçü

Türkiye son yıllarda yalnızca genç nüfusunu değil, en nitelikli insan kaynağını da kaybetme riskiyle karşı karşıya. Üstelik bu kayıp artık bireysel tercihlerden çok toplumsal bir eğilime dönüşmüş durumda.

25 Temmuz 2026 Saat: 15:09
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu yazı 384 kez okunmuştur

MAK Danışmanlık'ın 18-29 yaş aralığındaki 8 bin gençle yaptığı araştırmaya göre, gençlerin yüzde 64'ü başka bir ülke vatandaşlığı verilmesi halinde Türkiye'den ayrılmayı düşünüyor. Araştırmaya katılan gençlerin önemli bir bölümü gelecek kaygısı, iş bulma endişesi ve özgürlük algısındaki sorunlar nedeniyle yurt dışında yaşamayı tercih edebileceğini belirtiyor. Gençlerin yüzde 74,7'si işe girerken kayırmacılık ve torpilin belirleyici olduğunu düşünürken, yüzde 53,2'si sosyal medyada dahi düşüncelerini özgürce ifade edemediğini söylüyor.

Bu tablo gösteriyor ki mesele yalnızca ekonomi değil. Gençler sadece daha yüksek maaş için gitmiyor; emeklerinin karşılığını alabileceklerine, adil bir sistem içinde yükselebileceklerine ve yarınlarının bugünden daha iyi olacağına inanmadıkları için de gitmek istiyorlar.

TÜİK'in yayımladığı Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri de dikkat çekici bir gerçeğe işaret ediyor. Yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı yaklaşık yüzde 2 seviyesinde görünse de asıl mesele göç edenlerin niteliğinde yatıyor. Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunlarının yaklaşık yüzde 15'i, bazı mühendislik alanlarında ise mezunların yüzde 10'dan fazlası yurt dışında çalışmayı ve yaşamayı tercih ediyor. Elektronik mühendisleri, matematik mühendisleri, biyomühendisler ve teknoloji alanında yetişmiş gençlerin kaybı, ülkenin geleceği açısından stratejik bir önem taşıyor.

Çünkü ülkeler en parlak beyinlerini kaybetmeye başladığında yalnızca insan kaynağını değil; araştırma kapasitesini, yenilik üretme gücünü ve kalkınma potansiyelini de kaybetmeye başlıyor. Dahası, bu gençlerin yetişmesi için yıllarca yapılan eğitim yatırımlarının meyvesi başka ülkeler tarafından toplanmış oluyor. Dolayısıyla insan kaynağının yanında milli servet te heba oluyor.

Kaldı ki hiç kimse doğduğu toprakları kolay kolay terk etmez. İnsanları buna zorlayan şey çoğu zaman yoksulluktan çok umutsuzluktur. Eğer gençler çalışmanın değil bağlantıların, başarının değil referansların, emeğin değil yakınlığın daha belirleyici olduğuna, liyakatin yok sayıldığına inanmaya başlamışsa, bavullardan önce zihinler hazırlanıyor

Bu nedenle beyin göçü yalnızca yurt dışında gelecek arama hareketi değildir; aynı zamanda bir güven göstergesidir. Gençler bir ülkeye sırtlarını dönmeden önce, o ülkenin kendilerine sunduğu geleceğe olan inançlarını kaybediyor.

O halde sormamız gereken soru "Gençler neden gidiyor?" değildir. Asıl soru şudur: Gençlerin kalmak için yeterince gerekçesi var mı?

Gençleri ülkede tutmanın yolu yalnızca ücretleri artırmaktan geçmez. Hukukun üstünlüğünü güçlendiren, liyakati esas alan, fırsat eşitliğini geliştiren ve gençlere geleceğe dair güven veren politikalar da en az ekonomik tedbirler kadar önemlidir. Çünkü gelecek sadece yollarla, köprülerle ve binalarla inşa edilmez; adaletle, liyakatle, özgürlükle ve umutla inşa edilir.

Sonuç olarak üstün nitelikli insan kaynağı ülkeyi terk ediyorsa mesele artık bir göç meselesi değildir; bir kalkınma meselesidir. Çünkü bir ülke gençlerini kaybetmeye başladığında, aslında yarınlarını da kaybetmeye başlamış demektir.

 

YORUMLAR

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Yedincigün Haber Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Nepotizmden Kurumsal Çöküşe3 Ekim 2026 Saat: 18:50
Nepotizm, en basit anlamıyla akraba ve yakınların liyakat yerine kişisel ilişkiler temelinde kayırılmasıdır. Siyasette nepotizm ise akrabalık ilişkilerinin yanı sıra parti aidiyeti, hemşehrilik, arkadaşlık ve kişisel bağlılık gibi unsurların kamu gör
Azınlık Anomisi: Gemisini Kurtaran Kaptanlar29 Eylül 2026 Saat: 11:21
Bu sınırlar aşınmaya başladığında sosyolojinin bir kavramı karşımıza çıkar: Anomi.
Anomi, en basit ifadeyle, toplumda ortak değerlerin, normların ve kuralların bağlayıcılığını kaybetmesi durumudur.
Gıda Krizi: Zaman Kaybetme Lüksümüz Yok23 Eylül 2026 Saat: 00:59
Türkiye’de gıda fiyatları pazarda, markette ve mutfakta el yakmaya devam ediyor.
TÜİK verilerine göre Ağustos 2026’da gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık fiyat artışı yüzde 33,79 olarak gerçekleşti. Bu oran, genel enflasyonun da üzerinde.
Enflasyon Düşüyor, Hayat Neden Ucuzlamıyor?23 Eylül 2026 Saat: 00:42
Ekonomi yönetimi açısından bakıldığında güzel bir haber var: Enflasyon düşüyor.
TÜİK'in açıkladığı Ağustos 2026 verilerine göre yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,51'e geriledi. Aylık artış ise yüzde 1,84 oldu.
Bir Annenin “Düzelmez” Sözü Üzerine7 Eylül 2026 Saat: 10:10
Gençlerin işsiz kalmasına, umudunu yitirmesine, insanların etten vazgeçmesine, emeklilik hayalinin uzaklaşmasına alışmak. Ve sonunda bütün bunları ülkenin kaderi sanmak.
Oysa Türkiye'nin kaderi bu olamaz, olmamalıdır.
Tüm Yazıları
Yukarı ↑