
Üniversite tercih dönemi, milyonlarca gencin geleceğine yön vermeye çalıştığı kritik bir zaman dilimidir. Ne var ki bu dönem, çoğu zaman yalnızca puanların, sıralamaların ve üniversite isimlerinin konuşulduğu teknik bir süreç haline gelmektedir.
Üniversite tercih dönemi, milyonlarca gencin geleceğine yön vermeye çalıştığı kritik bir zaman dilimidir. Ne var ki bu dönem, çoğu zaman yalnızca puanların, sıralamaların ve üniversite isimlerinin konuşulduğu teknik bir süreç haline gelmektedir. Oysa asıl konuşulması gereken, gençlerin nasıl bir hayat kurmak istedikleri ve insanlığa nasıl bir katkı sunmayı hedefledikleridir.
Toplum olarak çocuklarımıza yıllardır "ne olacaksın?" sorusunu sorduk. Doktor, mühendis, avukat, eczacı, öğretmen... Elbette bunların her biri saygın ve gerekli mesleklerdir. Ancak günümüzde yalnızca bir unvana sahip olmak, artık tek başına başarı ölçütü değildir. Esas mesele, o unvanın arkasına hangi değeri, hangi emeği ve hangi vizyonu koyabildiğimizdir.
Yazının dikkat çeken bir başka yönü ise samimiyetidir. Kırk yılı aşkın eğitimcilik deneyimine ve iki üniversitenin mütevelli heyet başkanlığı görevine rağmen, gençleri doğrudan kendi kurumuna yönlendirmek yerine önce hedeflerini belirlemelerini tavsiye etmesi, eğitime bakışındaki ilke ve sorumluluk anlayışını göstermektedir. Bu yaklaşım, metni sıradan bir tanıtım yazısından çıkarıp gerçek bir eğitim manifestosuna dönüştürmektedir.
Bugün yapay zekanın, biyoteknolojinin ve dijital dönüşümün şekillendirdiği yenidünyada, bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolaydır. Ancak fark oluşturan unsur bilgiye sahip olmak değil; bilgiyi üretime, yeniliğe ve toplumsal faydaya dönüştürebilmektir. Bu nedenle gençlerin kendilerine "Hangi bölümü kazanacağım?" sorusundan önce, "Ben hangi problemi çözeceğim, hangi değeri üreteceğim, bu dünyada nasıl bir iz bırakacağım?" sorularını yöneltmeleri büyük önem taşımaktadır.
Çünkü gerçekten de insanın büyüklüğü, taşıdığı unvanda değil; ürettiği değerde, dokunduğu hayatta ve ardında bıraktığı izdedir. Meslekler değişebilir, teknoloji gelişebilir, dünya dönüşebilir. Fakat insanlığa faydalı olma ülküsü hiçbir zaman değerini yitirmez.
Üniversite tercihi yapılırken seçilecek bölüm kadar, seçilecek hayat anlayışı da önemlidir. Belki de gençlerimizin önüne konulabilecek en değerli soru şudur:
"Bir şey olmayı mı istiyorsun, yoksa insanlığa faydalı bir şey yapmayı mı?"
İşte bu soruya verilecek cevap, yalnızca bir kariyerin değil, anlamlı bir hayatın da başlangıcı olacaktır.